Bir Kitap: Çocuk Terbiyesinde Doğru Bilinen Yanlışlar

Çocuk Terbiyesinde Doğru Bilinen Yanlışlar

Pedagog Adem Güneş

Nesil Yayınları

Kitabı, oğlum henüz doğmadan, ismi bende merak uyandırdığı için satın almıştım. Sizlerle paylaşayım diye raftan çıkarıp başlıklarını tekrar gözden geçirdim.

Çok hacimli bir kitap değil, 124 sayfa, birkaç saat içinde okunabilecek kadar hızlı bir kitap diyebilirim. Ben daha etraflı bir çalışmayla karşılaşmayı  bekliyordum ama buna rağmen ele aldığı konularda isabetli tespitlerde bulunduğunu düşünüyorum. Kısa ve öz bir şekilde gereksiz uzatmalara yer vermeden konuları kapayıvermiş.

İsmi, kitabın tarzını genel hatlarıyla özetliyor zaten, buna yazarın olayları dini bir bakış açısı ile değerlendirerek yazdığını ekleyebiliriz. Ben bu doğru bilinen yanlışlardan en çok dikkatimi çeken başlığa biraz daha geniş yer vermek istiyorum.

Çocuklara “Kendine Güvenmeyi” Öğretmek Doğru mu?

Kitaptaki diğer konular da dikkat çekici, fakat bence bu başlık doğru olarak zihnimize yer etmiş en yanlış konu, o nedenle siz de istifade edin istiyorum.

Bugün özgüvenli çocuk yetiştirmek ile çocuk eğitimi ifadeleri neredeyse beraber zikredilecek durumda. Hatta bazı kökleşmiş eğitim sistemlerinin, Montessori eğitimi gibi, en başta gelen ilkelerindendir ; özgüven sahibi, kendi ayakları üzerinde durmayı başarabilecek, hayatının geri kalanında kimseye muhtaç olmadan yaşayabilecek bireyler yetiştirmek. Batılı pedagoglar ‘özgüvenli çocuk nasıl yetiştirilir?’ sorusuna cevaplar ararken, Adem Güneş ‘kendine güvenen çocuk yetiştirmek doğru mudur?’ sorusuna cevap arıyor.

Adem Güneş konuya tüm ömrünü onbinlerce ruh hastasını gözlemleyerek geçirmiş, yaşlı bir hollandalı klinik psikiyatrın tespitlerine yer vererek giriyor.

“…Günümüzde insan artık kendine çok güveniyor ve her şeyi yapmaya cesaret duyabiliyor. Hiç çekinmiyor. Korkumuyor. Artık insanlar kendilerinin dışında kimseye güvenmiyorlar. Maalesef bu mantıkla, hastalıklı ruhlara sahip insanlar meydana getirdik, hayat bir mücadeleden ibarettir, mantığına sahip bireyleri yetiştirdik. Bu yüzden insanlar, hayatta kalabilme tedirginliği yaşadıkları için artık birbirleriyle savaşmaktan çekinmiyorlar…

…İlk bakışta, kendine güvenen insan modeli kulağa çok hoş geliyor; ama pratik tecrübelerimle gördüm ki kendine güvenmek insanı yoruyor ve bu yorgun yaşantı bir yerde akıl sağlığını tehlikeye atıyor. Ben, sağlıklı insanı, ‘kendi ayakları üzerinde durabilen değil, başkaları ile yardımlaşarak ayakta durmaya çalışan insan’ olarak tarif ediyorum…”

Yazar, Hollandalı psikiyatrın sözlerinden hareketle insanın sosyal bir varlık olduğunu ve kendi ayakları üzerinde durarak yaşamayı beceremeyeceğini söylüyor. Bütün insanların terk ettiği bir dünyada tüm güç, kuvvet ve servet elinde olan bir insanın kesinlikle mutlu olamayacağını, çünkü insanın, tek başına ayakta durmak üzere programlanarak yaratılmış bir canlı olmadığına vurgu yapıyor.

Ve bunlardan hareketle sağlıklı terbiye almış çocuk tanımını şöyle yapıyor;

Şu durumda sağlıklı terbiye almış çocuk, “sosyal çevresi ile dayanışma ile yaşayan ve kendi dışındaki, canlı ve cansız varlıklarla uyum içinde olmaya çalışan çocuktur” diyebiliriz. Ancak insan ihtiyaçları içinde bir de sonsuzluk isteği vardır. İnsan ölümü sevmez. Yok olmayı istemez.  Yok olmak endişesi beyninin bir köşesini kemirir. O halde yukarıdaki tanıma ek olarak sağlıklı terbiye almış çocuk için “sozsuzluk istek ve heyecanı yok edilmemiş çocuk” diyebiliriz.

Kendine güvenen çocuk yetiştirmeyin

İnsan sınırsız ihtiyaçlarını karşılayamayacak sınırlı imkanlara sahiptir. Bu zafiyet içindeki insanın kendi sınırlı güç ve kuvvetine güvenerek değil, Allah’a güvenerek yaşaması onu ruhen daha mutlu edecektir.

O halde, anne ve babalar, kendine güvenen değil, Allah’a güvenen çocuklar yetiştirmelidirler. Tüm prensip ve terbiye metotlarını bu doğrultuda kullanmalıdırlar.

Kitabın diğer başlıklarından bazıları;

Anne Sütü, İlk Altı Aydan Sonra Gereksiz mi?

Anne-Babaları Bekleyen büyük Tehlike: “Evlatkoliklik”

Akıllı Uslu Çocuk, Terbiyeli Çocuk mudur?

Pembe Babalar, Hırçın Anneler

Çocuklar için Oyun, Oyun Değildir

Çocuğunuzun Öfkesini Söndürmeyin

Anne Babaların Hazırlıksız Yakalandığı Soru: “Allah Nerede?”

Pembe Renk, Kız Çocuğuna Yakışır; ama


5 Comments

  1. mostar diyor ki:

    öncelikle cok faydalı bir site emegine saglık canım arkadasım.
    kendine güvenen değil, Allah’a güvenen çocuklar yetiştirmek ne guzel soylemis yazar…
    cocuklarımıza insallah (ALLAH İZİN VERİRSE) kelimesini ogreterek bu ise baslayabiliriz.biz ne kadar öz guven sahibi olsak da ,o isi yapabilecegimizi dusunsekte ancak Allah dilerse( O izin verirse) olur seklinde bu özgüveni Allah a olan güven sekline donusturebiliriz diye dusunuyorum

  2. muradiye diyor ki:

    canan hanim,

    okudugun kitabi paylastigin icin tesekkür ederim. Benim iddialarimdan biri buydu; cocuklarimizi özgüveni gelissin diye extra destekleMEmek. Zaten etraflarinda birton bu yönde uyarici var gibi geliyor bana ve dolayisiyla kendilerine haddinden fazla bile güveniyorlar. Yazarin da dedigi gibi bireyseellesmenin bir sonucu kendine asiri güven. Halbuki dayanisma, muhtac olma duygusunu kaybetmemesi gerekir cocugun, kulluk bilincinin de geregi bu degil mi?
    Bu yüzden benim de acizane fikrim “hersey tadinda güzel”
    Sevgiler sana

  3. canan diyor ki:

    @mostar: Tebriğin ve pratik önerin çok teşekkürler. Dediğin gibi inşallah kelimesi çocuklar için bu konuda atılabilecek ilk adım niteliğinde olabilir. Anne babalarının cümle içindeki inşallahlarını duymalarıyla kulak aşinalığı kazanmış olurlar, tam olarak kavrayamasalar da 3-4 yaşına geldiklerinde de idrak edebilecekleri kadarıyla açıklamaya çalışmak “yavrucum,sen elinden geleni yaptın bundan sonrası için üzülmene gerek yok, Allah isterse olur, istemezse olmaz” gibi ya da daha basit açıklamalarda iyi bir adım olacaktır. Henüz anlamaz diyip açıklamaları geciktirmek isabetli değil bence.

    Her konuda olduğu gibi bu konuda da gayret bizden tevfik Allah’tan…

    @muradiye: asıl ben teşekkür ederim güzel yorumun için.

  4. [...] Ayrıca bir başka sitede de kitap hakkında bir annenin yorumunu ve alıntılarını okuyabilirsiniz. Yazının orjinali burada. [...]

  5. Seher BULUT diyor ki:

    Efendiim,

    bu konuda yaziyi okurken zihnimde canlanan bir meseleyide ben zikretmek isterim,aklima geldi, paylasmak boynumun borcu oldu :)

    Peygamber (s.a.v.)’in Hz.Aliye yapmis oldugu kucuk bir hatirlatmadir, söz konusu mesele…

    Hz.Ali (r.a.) birgün duasinda “Ya Rabbi, beni kimseye muhtac etme” diye dua ettigini duyan efendimiz ona su hatirlatmada bulunur.”Ya Ali, insan insana her zamanmuhtactir, o nedenle su sekilde dua etmen senin icin dha hayirlidir : Ya Rabbi, muhtac oldugum kimseleri bana karsi merhametli kil…” (not:cümleler birebir efendimize ait degildir, kendi cümlelerimle aktardim:))

    Günlük hayatta “Allah kimseye muhtac etmesin” dualarini cok duyariz ama esas itibariyle hatali oldugunu konuyla baglantili olarak aktarmak istedim…

Yaz Bişeyler

*

Facebook! EMAİL ABONELİĞİ RSS